Çektiğin sıkıntı
kişisel değil.
Çözümü de öyle.
01
gagirizm Nedir
Bir yerde takılıp kaldığını hissediyorsun. Okul bitiyor, iş başlıyor, takvim doluyor, ama içeride hiçbir şey yerine oturmuyor. Bunu konuşabileceğin kimse yoksa insan er geç suçu kendinde arıyor: yeterince disiplinli değilim, yeterince istemiyorum, herkes hallediyor da ben edemiyorum.
Üstelik kimse sana bunun nasıl bir şey olduğunu sormuyor. Herkes ne yaptığını soruyor: hangi bölüm, hangi şirket, sonra ne. Cevabı hazır sorular oldukları için de insan iyi görünmeyi öğreniyor, iyi hissetmeyi değil.
Bu cümleleri çok duyduk. Çoğumuz kendimize de söyledik. Sorun şu ki büyük ihtimalle yanlış yere bakıyoruz.
Hayatımızı kuran şeylerin çoğunu biz seçmedik. Eğitim sırası, mesai düzeni, borç takvimi, dikkatimizi dakika dakika satın alan ekranlar: hepsi biz daha ortada yokken kurulmuş ve kimse oturup bize tek tek anlatmamış. Bir komplo olduğu için değil, sadece anlatan olmadığı için. Görünmeyen bir düzen sıkıntı ürettiğinde fatura en yakındaki kişiye kesiliyor, yani kendimize.
gagirizm bu faturayı iade etmek için var. Yaptığı iş tek bir ayrıma dayanıyor: çektiğin şey gerçekten senin eksiğin mi, yoksa içinde durduğun düzenin olağan sonucu mu? Bu ayrım yapılmadan hiçbir çözüm tutmuyor, çünkü yanlış yeri tamir etmiş oluyoruz. Bozulan motorken lastiği değiştiriyoruz.
Bu ayrım sorumluluğu ortadan kaldırmıyor, tam tersine gerçekten sana ait olan kısmı görünür hale getiriyor. Neyi değiştirebileceğini bilmek için neyin senden kaynaklanmadığını bilmen gerekiyor. Yoksa bütün enerjin, hiç kımıldamayacak bir duvarı itmeye gidiyor.
Burada beş adımda hayat düzelten liste bulmayacaksın. Denemediğimiz hiçbir şeyi önermiyoruz, kimsenin yerine karar vermiyoruz.
Yolu gösteririm sadece. Çözen kişi ben değilim.
Tezin ikinci cümlesi tam da bunun için var. Çözüm de kişisel değil. Kimse kendi başına, sıfırdan, tek bir ömürde bunların hepsini çözemez. Bunun için ortak bir dile ihtiyacımız var: aynı şeyi yaşayan insanların birbirini yarım cümleden tanımasını sağlayan kelimelere. Adı konmamış bir sıkıntı tartışılamıyor, herkes onu tek başına taşıyor. İsmi konduğu anda ise paylaşılabilir bir şeye dönüşüyor ve aynı şeyi fark eden insan sayısı arttıkça kişisel bir kusur olmaktan çıkıyor.
Buradaki yazıların işi o kelimeleri kurmak. Sana ne yapman gerektiğini söylemek değil, neye baktığını görmeni kolaylaştırmak. Gerisi senin hayatın ve kararı sen vereceksin.
02
Gürkan Kimdir
Ben Gürkan. Yaklaşık iki yıldır profesyonel iş hayatının içindeyim.
Bunu bir yetkinlik iddiası olarak yazmıyorum, tam tersi: her şeyi henüz yeni görüyorum ve gördüklerim beni şaşırtıyor. İki yıl kısa bir süre ve bazı şeyler ne kadar okursan oku ancak içine girince anlaşılıyor; ben iki yıl önce bugün yazdığım hiçbir şeyi bilmiyordum. Gündüzleri bir şirketin siber güvenliğini tutuyorum ve oradan buraya taşıdığım tek şey şu: kimsenin bakmadığı sistemler bozulduklarında ses çıkarmaz, faturayı en zayıf halkaya keser.
Okulla iş arasında geçen bu iki yılda kafama takılan soruları konuşacak kimse bulamadım. Yazmaya bu yüzden başladım. Okuyorum, deniyorum, çoğunu ilk seferde beceremiyorum ve beceremediklerimi de yazıyorum, çünkü yalnız başarılar anlatıldığında insanda yanlış bir ölçü kalıyor. Bir yazı tek bir kişiye bile "demek ki mesele sadece bende değilmiş" dedirtiyorsa işini yapmıştır.
Burada bir öğretmen yok. Ben başardım, siz de yapın demiyorum. Ben deniyorum, gel birlikte deneyelim diyorum. Elimdeki tek sağlam şey kendi tanıklığım, onu da olduğu gibi bırakıyorum. Bu yüzden gagirizm’i kendi adımla karıştırmıyorum: ben buranın yüzü ve sesiyim, gagirizm ise ortaya çıkan şey, yani hepimizin ortaklaşa kullanabileceği bir dil. Ben bir kenara çekildiğimde de ayakta kalması gereken o dil, ben değilim.